8.Temel Sağlık Hizmetleri Buluşması – Sonuç Raporu


8.TSH BULUŞMASI KARARLARI



6 ve 7 Mayıs 2016 tarihlerinde İzmir’de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Muhittin Erel Amfisinde gerçekleşen 8.Temel Sağlık Hizmetleri Buluşmasına (8.TSH-B) 229 temel sağlık hizmetleri çalışanı, sağlık yöneticisi, uzmanlık öğrencisi ve akademisyen katılmıştır. 8.TSH-B strateji ve politikaların, sorunların, üretilenlerin ve görüşlerin irdelendiği 2 günlük bir etkinlik olmuştur. Temel sağlık hizmetlerinin insan gücü, örgütlenme, finansman, işlevler, düzenlemeler ve eğitim başlıklarında irdelendiği buluşmada, 2 konferans, 4 panel, 2 bildiri oturumu, 3 ayrı başlıkta yürütülen 1 grup çalışması oturumu ve etkinliğin sonunda 1 forum gerçekleştirilmiştir.



Aşağıda 2 günlük Temel Sağlık Hizmetleri Buluşması sonunda irdelenenler ve katılımcıların uzlaştığı görüşler özetlenmiştir:




1- Halk Sağlığı Uzmanları, devlet tarafından kamu sağlık örgütlenmesinde yönetici sorumluluğunu üstlenmek üzere yetiştirilmektedir. Bu görüşten hareketle Sağlık Bakanlığı’nın da talepleri sonucunda son yıllarda giderek artan sayıda halk sağlığı uzmanı yetiştirilmektedir. Ancak Sağlık Bakanlığımızın gerek merkez gerekse taşra teşkilatında halk sağlığı uzmanlarının önemli bir çoğunluğunun “görev tanımına” uygun olmayan konumlarda çalıştırıldığı görülmektedir. Halk sağlığı uzmanlarının Sağlık Bakanlığı teşkilatında hangi görevlerde çalıştırıldıkları konusunda Halk Sağlığı Uzmanları Derneğinin (HASUDER) bilgi birikimini güncellemesi ve Bakanlıkla paylaşması uygun olacaktır. Başta temel sağlık hizmetleri olmak üzere halk sağlığı uzmanlığı görev tanımı içinde yer alan sorumluluklar ya başka alanda uzman olan hekimlere ya da pratisyen hekimlere verilmiştir. Bu durum, bir hastanede özel bir uzmanlık görevinin, sözgelimi bir üroloji kliniğinin, ilgili uzmanlık alanı dışındaki bir uzmana ya da bir pratisyen hekime verilmesi ile eşdeğerdir; ne bilimsel ne de yönetsel açıdan kabul edilemez.  Taslağı kamuoyu ile gayrıresmi kanallarla paylaşılan "torba yasada" birçok disiplinin adı geçerken adında "halk sağlığı" olan yapılanmalarla ilgili maddelerde "halk sağlığı uzmanının” adı geçmemektedir. Bu önemli eksiklik mutlaka giderilmelidir. Halk Sağlığı uzmanlarının bu konudaki talepleri HASUDER tarafından gerek yönetsel, gerekse hukuksal zeminde gündeme getirilmeli ve süreç ısrarla takip edilmelidir. Öte yandan, temel sağlık hizmetleri sunumu açısından önemli bir insan gücü olan halk sağlığı hemşireliğin de geliştirilmesi için çalışılmalıdır.



2- Yeni bir birinci basamak hizmet kurumu olarak önerilen “Halk Sağlığı Merkezleri” (HSM), Toplum Sağlığı Merkezlerinden (TSM) hizmet niteliği ve içeriği bakımından ölçülebilen bir farklılık ortaya koymalıdır. HSM hizmeti iyileştirmek amacıyla akademiyi de yeterli ölçüde içeren bir bilimsel tartışma ortamında planlanmalıdır.  Daha çok güncel ve acil sorunların (dış göçler ve Aile Hekimlerinin nöbet sorunu vb.) palyatif çözümü amacıyla planlanmış bir HSM yapısı eksik kalacaktır. Ayrıca HSM’ler için henüz bir mevzuat oluşturulmaması da önemli bir sorundur. Bu yapının etkin olabilmesi ve toplum yönelimli bir sağlık hizmet modelinin geliştirilebilmesi için bölgesinde görev yapan tüm birinci basamak birimlerinin üstünde gerçek bir bölge sağlık yönetimi birimi kimliğine kavuşturulması gerekir. Bu çerçevede etkin ve entegre bir sağlık hizmet sunumu TSM/HSM bölgesinde görev yapan ASM'lerin TSM/HSM ile yatay ve dikey olarak ilişkilendirilmesi, sağlık yönetimi açısından ASM'nin TSM/HSM'lere bağlı olması ve bölge tabanlı hizmet sunumu ile gerçekleşebilir. HSM’ler ilgili yönetmelik ve (düzenlemede) öngörülen altyapı özellikleri, donanımı ve insan gücü sağlanmadan kurulmamalıdır.



3- Halk Sağlığı Merkezlerinin başarılı olup olmayacağı ve hizmetlerinin çeşitli bölgelerdeki uygulamaları önce pilot uygulamalarla izlenmeli ve ortaya konmalı, pilot uygulama sonuçları, Sağlık Bakanlığı, üniversite, ilgili uzmanlık dernekleri ve diğer ilgili sektör temsilcilerinin katılımıyla yılda bir yapılacak toplantılarla değerlendirilmelidir.



4- Yönetmelik kapsamında TSM/HSM 6 aylık veya yıllık çalışma raporlarına bir standart format kazandırılmalı, bu standart raporlama sistemi yalnızca TSM/HSM faaliyetlerini değil, ASM'lerin etkinliklerini de içermelidir.



5- TSM/HSM'ler mevzuatla belirlenmiş görevleri kapsamında çalışmalı, ortaya çıkan beklenmedik sorunların çözümü için bir ara kurum olarak kullanılmamalıdır. Uygulamada TSM personelinin sağlık hizmeti ile doğrudan ilişkili olmayan ve mutlaka kolluk güçleriyle uygulanabilecek işlerde de (denetim, kadına yönelik şiddet vb) görevlendirildikleri görülmektedir. Bu tür işlerde kurumlar arasında etkin bir eşgüdüm ve işbirliği sağlanmalıdır. TSM çalışanları açısından hem riski artıran ve görev karmaşasına neden olan söz konusu yükümlülüklerin başında "dumansız hava sahası" denetimleri gelmektedir.  Bu işle görevlendirilen sağlık personeli moral ve fiziksel can güvenliği açısından büyük risk altındadır. HASUDER bu görevin sağlık personelinden alınması konusunun hukuki açıdan takipçisi olmalıdır. Benzer riskler, örneğin aile içi şiddet gören bireyin Toplum Ruh Sağlığı Merkezine gitmesi gerektiği ile ilgili adli kararın tebliğini yapmak zorunda kalan TSM çalışanları için de geçerli olmaktadır.  Görev karmaşası, şiddetle karşılaşma tehlikesi gibi olasılıkları artıracak bu görevlendirmeler sağlık personelinden alınarak kurumlar arası eşgüdüm ve işbirliği ile çözülmelidir.



6- TSM personelinin yılgın ve mutsuz olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Hizmetin geliştirilmesi için varolan teşviklerin geliştirilmesine ve yeni teşviklere gereksinim vardır. Örneğin TSM personelinin alanlarındaki bilimsel toplantılara en az yılda bir kez katılabilmeleri için yönetsel ve finansal açıdan desteklenmeleri hem mesleki gelişimi sağlayacak hem de ödüllendirme bağlamında önemli bir destek olabilecektir. Gerek TSM gerekse ASM personelinin hizmet içi ve sürekli eğitim ve yönetim değerlendirme etkinliklerine katılımlarını sağlamak amacıyla haftada bir kez, yarım gün rutin sağlık hizmetinden ayrılması da etkin hizmet yürütümü açısından önemli bir katkı olabilecektir.



7- Uygun kadrolar sağlanmadan, TSM/HSM'lerden verilen görevlerin tam olarak yerine getirilmesi beklenmemeli, bu konu performans ölçütlerinde ve ödemelerinde mutlaka dikkate alınmalıdır. Bunun yanı sıra TSM/HSM performansı -uygulamadaki haliyle- salt ASM faaliyetlerine dayalı olarak hesaplanmamalıdır. Ayrıca sağlığı geliştirme gibi etkinliklerin TSM - ASM işbirliği ile yürütülmesi, ASM'lerin bu etkinliklerde başat katkı sağlaması için düzenleme ve yönetsel girişimler yapılmalıdır.



8- Birinci basamak performans ölçütlerinde "hizmet başı performanstan” "bölge performans" anlayışına ivedilikle geçilmelidir. Bu girişim hem ekip çalışmasını güçlendirecek hem de etik dışı uygulamaların önünde bir engel oluşturacaktır.



9- Eğitim Araştırma TSM veya HSM’leri gerek Sağlık Bakanlığı’nın gerekse bir bilim alanı olan halk sağlığı akademik yapılanmasının eğitim ve bilimsel araştırma gereksinimlerini karşılamalı, bu bölgelerdeki eğitsel ve bilimsel faaliyetler protokoller çerçevesinde kurulacak yürütme kurulu tarafından belirlenmelidir. İllerde Eğitim Araştırma protokollerinin imzalanması konusunda Sağlık Bakanlığının teşvik edici olması beklenmektedir.



10- Birinci basamak sağlık örgütlenmesinde kullanılmakta olan farklı elektronik veri kayıt/bildirim sistemleri birbirleriyle uyumlu hale getirilmeli, elde edilen verilerin ilgili bütün birimlerce kullanılabilmesi sağlanmalıdır. Bu veri sistemine bölge nüfusunun hizmet aldığı hastane kayıtları da katılmalıdır.



11- Gerek ASM verilerinin gerekse iş sağlığı hizmetleri anlamında ÇSGB işyeri hekimleri verilerinin TSM/HSM ile paylaşılması hizmetin izlenmesi ve koruma stratejilerinin geliştirilebilmesi açısından gereklidir.



12- TSM’ler toplum tarafından yeterince tanınmamaktadır. Bunu sağlamak için girişimlerde bulunulmalı, TSM'ler için uygun ve özerk harcama kalemleri sağlanmalıdır. 



13- Etkin bir sağlık hizmet sunumunun temel bileşenlerinden olan toplum katılımı TSM/HSM yapısının önemli eksikliklerinden biridir. Bakanlık ve akademinin birlikte bu öğeyi etkinleştirebilecek yöntemler üzerinde çalışmasında yarar vardır.



14- Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK), Sağlık Bakanlığı içinde halk sağlığı hizmetlerinin odağı niteliğindedir. Bu anlamda THSK görev kapsamına giren Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü gibi birimlerin Kurum kapsamına alınması uygun olacaktır.



15- Sağlık Bakanlığı’nın görev ve sorumluluk alanı (eskiden olduğu gibi günümüzde de) sosyal çalışmayı da içermektedir. Bu nedenle, birinci basamak sağlık hizmetlerinde sosyal politikalarla ilgili sektörler arası işbirliği için uygulama düzeyinde de kurumsal işbirliği geliştirilmeli ve buna uygun personel istihdamı yapılmalıdır.  



 
Blogger tarafından desteklenmektedir.